29 Temmuz 2015 Çarşamba

4- Eee !

İstanbul - temmuz 2015
 
 
Bir süre devam eden mesafeli bir diyalog sonrasında, Murat ilk adımı attı. ilk önce oturdukları karşılıklı bar sandalyelerinde bacağını Defne'nin oturduğu sandalyeye dayamaya karar verdi durup dururken. Defne'de bir irkildi, bu hafif yakınlaşmadan sonra Murat uzunca bir şarap bilgisi semineri vermeye karar verdi, menü deki tüm şarapların üzüm çeşidi, nerede yetiştiği, alkol oranı, vs tatlı tatlı anlatmaya başladı, Defne'nin umurunda değildi, çok şarap insanı olduğu söylenemezdi, o ancak Londra'da gittiği festivallerin alışkanlığından elinden birayı düşürmüyordu evet ama şarap romantik klasik tarzda insanların seçimiydi genelde, ayrıca şarapların aralarındaki farkı da çok net ayırt edemiyordu, onun için kaliteli , güzel içebildikleri ve reflüsünü azdıran kalitesiz şaraplar olarak iki skalaya ayrılıyordu.
 
***
 
Defne uzun süre oturunca enerjisi düşüyordu, aslında o yüzden ilk buluşmalarda yürüyerek bir randevu geçirmeyi tercih ederdi, hatta uzunca yıllar üniversite son sınıfa kadar genelde buluşmalarını hareket halinde olacak şekilde organize ederdi, insan yürürken daha az sıkılıyordu ve birinden hoşlanma oranı da artıyordu, BBC'nin bunun üzerine bir belgesi vardı sanırım.
 
***
 
-Nişantaşı'nda biraz yürümek ister misin diye sordu ?
-tamam güzel fikir, hesabı isteyeyim o zaman.
- ben veriyim.
- Saçmalama Defne tabi ki ben vereceğim, bu ilk randevu, yani ilk randevu olduğu için değil sadece de yani ay konuşamadım, ben vereceğim, bitti.
-peki, kahveleri ben ısmarlarım ( aferin ilk günden alman hesabına sarmadı, +1 bonus kazandı.)
 
***
 
beraber yürürken garip bir yabancılık, bir çekingenlik, iş arkadaşlarınla yemeğe gidermiş gibi yapay bir kibarlık hakim ve Defne bu mesafeli duruşu dağıtmaya niyetli.
 
defne yürümeye başladıkları gibi bu sefer konuşma hakimiyetini eline aldı, hareketli sosyal hayatını, arkadaşlarını, ailesini, okuduğu okulları, ne kadar zeki ve yaramaz bir çocuk olduğunu, ne çok can yaktığını, çok da egosu düşük bir insan olmadığının mesajlarını vererek, yaptığı komik saçmalıkları anlatarak Murat'ı güldürmeye çalıştı ve evet becermişti, Murat nasıl göründüğünü umursamadığı gerçek kahkahasını 3 dakika boyunca nefes nefese sürdürmüştü, evet benden hoşlanacak sıkılana kadar 2 sene çıkarız herhalde diye düşündü içinden, gerçi uyması gereken başka parametreler de vardı, hadi bakalım.
 
***
 
saat 12 olmuştu, Murat gülerek Defne'ye döndü;
 
-2-3 arkadaşım bir kaç günlüğüne İstanbul'da bende kalıyorlar, şu an evdeler, yanlış anlamazsan seni onlarla tanıştırmak da isterim bana gitmeye ne dersin? arkadaşımın eşi de orada sadece erkekler değil rahatsız olmazsan tabi.
 
Defne hep şu ağırdan satan sıkıcı kızlardan olmak isterdi ama o başkaları için değil kendi için yaşadığından eve dönüp kös kös oturmaktansa, yeni insanlarla tanışmayı tercih ederdi, hem yalnız değillerdi, saldıramazdı yani, arkadaşıma mesaj atıyım , gidince de lokasyon yollar, adresimi veririm, yıllarca yurtdışında da yaşasam buraya gelince kezbanlık geri geliyordu, ya da önlem diyelim. ilk buluşmada sabahla birleşen geceleri seviyordu, en sevdiği hikayelerdi.
 
***
 
-Oo Zorluda mı oturuyorsun?
- vay en manzaralı köşe 15'in kat, tebrikler !
- neden arkadaşların evin içinde takım elbiseyle geziyorlar?
- ha düğünden döndüler, tamam, başkaları da mı gelecek, bir nevi after party anladım, benim de geleceğimi önceden planlamış mıydın? bravo, gayet başarılısın o zaman.
-ben de proseco alırım, harika.
-biraz evi dolaşabilir miyim?
- ha tabi ki önce balkona çıkıp arkadaşlarınla tanışalım pekala, geliyorum.
 
***
 
-merhaba... ( ay ne soğuk tipler )
 
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder